Mürüvvet Özpehlivan ile söyleştik / Melek Tosun

  • Merhaba. İlk öykü kitabınız Ciğerlerinin Açıldığını tebrik ederiz Mürüvvet Hanım. Uzun bir yolculuğun ilk durağı nasıl bir his bıraktı sizde? 

Merhaba. Çok teşekkür ederim. Heyecanlı bir bekleyişin ardından kitabı elime almak harika olduğu kadar korkutucu bir his. Yazmaya olan tutkum şekillenmiş haliyle ellerimdeydi, sanırım bunun gerçekleşmesi korkuttu. Göz ucuyla baktıktan sonra kendimi dışarı attım.

  • Kitaba adını veren öykünüzü bir başka öykücü yazara ithaf ettiniz, neden? Öykü ve şiir ithaf etmek sık rastlanan bir durum. Sizce bu edebi bir gereklilik mi yoksa salt dostluğun bir göstergesi mi? İthaf edilen kişi yazılanın neresindedir?

Ciğerlerinin Açıldığını öyküsünü yazdım ve Post Öykü’ye gönderdim. Sesini duyan ilk kişi Gülşen Funda oldu. Bana öykümü okuduğu bir ses kaydıyla yanıt verdi. Funda’nın öykülerinde hep gördüğümüz “toprak” ve “şifa” olguları bu kez benim öykümde kendi yerini bulmuştu. İthafın edebi bir gereklilik olduğunu düşünmüyorum, dostluk göstergesi olabilir elbette ama benim için öyküdeki dilin karşılık bulmasıyla ilgili bir durum. Ve küçük bir hediye.

  • Cahit Zarifoğlu, Lale Müldür ve Metallica bu üç farklı ismin alıntıları ile başlayan öyküleriniz var. Peki nedir bu denli farklı isimleri sizin gözünüzde buluşturan? 

Çağrışım. Öyküyü yazarken dinlediğim bir şarkı, karşılaştığım bir şiir içimde dönüp duruyorsa ona öyküde yer vermeliymişim gibi geliyor. Basit bir denk geliş de olmuyor.Bazen yazma isteğini bunlar veriyor. Başka birinin öyküsünde şarkı alıntısı gördüysem okumadan önce hemen açıyorum.

  • Ve yukarıdaki sorunun devamı olarak düşünecek olursak, kimleri okuyor ve dinliyorsunuz? Bilinçli bir okur olmak mı yahut gelişigüzel okumanın ardında kalan tortu mu sizi yazmaya iteler? Yazmak için bir sebebe ihtiyacınız var mı?

Açıkçası bilinçli, iyi bir okur olma kavramıyla yazmaya başladıktan sonra tanıştım ve bunun eksikliğini gördüm. Kendimi zorlasam da düzenli bir okur olamıyorum, hep dağınık ve gelişigüzel okuyorum. Şu an masamda Ya Hua’nınYaşamak romanı var. Güncel öykü kitaplarını kaçırmamaya çalışıyorum. Beni yazmaya en çok iten de genellikle bu kitaplar oluyor. Müzik ise hayatımın her anında var. Bugünlerde Sena Şener ve Nova Norda’yı çok dinliyorum. Yeni eski ne kadar rap sanatçısı varsa hepsini dinliyorum. Yazmak için sebep sorusuna gelecek olursak, yaşamak, dolaşmak ve âşık olmak, diyeceğim. Evet, bunlar benim yazma sebebim.

  • Mesleğiniz edebi kimliğinizi ne derece etkiliyor? Masum ve küçücük bedenlerin doğuşuna şahitliğiniz hikayenizin çıkış noktası diyebilir miyiz? Ya da gerçek hayat ile edebiyat arasında keskin bir çizginiz var mı? 

Gerçek hayat ile edebiyat arasında ne bir çizgim var ne de ikisini birbirinden farklı görüyorum. Yazdıklarım hep gözümün önünde duran, içimde dönen konular hakkında. Mesleğim edebi kimliğimi şu yönüyle etkiliyor, doğum hakkında hâlâ anlatılmamış şeyler olduğuna inanıyor ve hep bunların peşine düşüyorum. Yeryüzünde anlatılmamış şey, görülmemiş rüya yoktur belki ama henüz ben anlatmadım. Sürekli doğumdan bahsetmek kendimi tekrarlama korkusuna düşürse de sanırım gücüm yettikçe ve yazmaya devam ettikçe doğum diyeceğim.

  • Öyküde bir sınır olmalı mı, tabu olan bir alan? Yoksa sınırsızlıkta mı itici güç saklıdır? Siz yazarak bir tabuyu yıktığınızı düşünüyor musunuz?

Zor bir soru. Herhangi bir tabuyu yıkmak için bir öykünün başına oturmadım. Ama anlatılması zor, çok ayrıntıya inilmemesi gerektiği düşünülen, tehlikeli sayılabilecek konular benim hep ilgimi çekti. Genel bir tabuyu yıkmayı başardığımı düşünmesem de kendimce yok ettiğim bazı tabular oldu.

  • İlk kitap sonrası bir duraklama yaşadınız mı? Bundan on yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Yalnız mesleğiniz gereği değil edebiyatta da çocuklar için kalem oynatmayı düşündünüz mü hiç? 

Evet, yaşadım. Kitabın çıkacağı haberini aldığımdan beri iki öykü yazabildim. Bu belki heyecandan, tatmin olmuşluk hissinden kaynaklanıyordur ama artık korkmuyor değilim. Kitaptakilerden daha güçlü öyküler yazma isteği hiç geçmiyor ve bu bazen kalem oynattırmıyor. Çocuklar için yazmayı denedim ama yapamayacağımı gördüm ve bir daha uğraşmadım.

  • Her hikâyenin bir alıcısı olduğu söylenir. Bu söylemin sizin için herhangi bir değeri var mı? Hikâyemi yazar çekilirim mi dersiniz yoksa kimde nasıl bir iz bıraktığının izini sürer misiniz? Bir de herkese hitap ediyor musunuz? Ya da bilinçli olarak belirli bir kitleye yazıyorum diyebilir misiniz?

Alıcıları önemserim. Öyküyü yazıp bitirmiş olmak çok hafifletici bir duygu ama bu yetmiyor. Arkadaşlarıma, eleştirisine güvendiğim öykücülere okutmadan yayımlamıyorum. Hepsinden aldığım eleştirilerle içime sinene kadar öykünün üstünde tekrar tekrar uğraşıyorum. Kendim için yazıyorum diyemem bu yüzden. Belirli bir kitle için de yazmıyorum, hangi öykünün kimde nasıl karşılık bulacağı hiç belli olmuyor. Ama kitap için kadınlara daha çok hitap ettiği yönünde eleştiriler aldım.

  • Son olarak esasen başladığı yerden bitirmek istiyorum. Yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Ret cevabı aldığınız oldu mu hiç? Bu süreç ilk kitaba kadar nasıl geldi? Biyolojik yaşı genç bir edebiyatçı olarak kalemi genç olan öykücü yazarlara bir şeyler söylemek ister misiniz?

On üç on dört yaşlarında roman sayılabilecek bir şey yazmıştım. Canım neye sıkılsa o deftere yazıyordum ama günlük değildi, olayları birbirine bağladığım, çoğunu kurguladığım yüz sayfalık bir şeydi. Yatılıda kayboldu. Lisedebiraz şanslıydım, edebiyat dergilerini takip eden, öykü yazan öğretmenlerim oldu. Yazdıklarımın yayımlanabileceğiniöğrendim. 2016’da Mahalle Mektebi dergisinde ilk öyküm yayımlandı, sonra da hep yazdım ve dergilere gönderdim.Elbette çok defa ret cevabı da aldım. Güçlü bir kitap çıkarma isteğiyle dosya özelinde çalışmaya başlayıp hazır olduğunu hissedince de yayıneviyle konuştum. Yazma konusunda verebileceğim herhangi bir tavsiye yok. Herkes için farklı, özel bir yolculuk bu.

  • Ze Dergi adına çok teşekkür ederiz, edebi ve mesleki yolunuz açık olsun. 

Güzel sorularınız için ben teşekkür ederim.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir