İlay Bilgili sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı İlay Bilgili yanıtladı.

1981 doğumlu. Çukurova’da büyüdü. Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde öğrenim gördü. Artis isimli öyküsü Altkitap Öykü Seçkisi’ne, Mimesis isimli öyküsü 2018 Altkitap öykü seçkisine girmeye hak kazandı. Öyküleri Notos Dergi, Duvar Dergi, Öykülem, Altzine, Edebiyat Haber ve Oggito Öykü’de yayımlandı. Talan ve Leyla Mektubum Eline Ulaştı mı kitaplarının yazarıdır.

  •  Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Uzun zamandır yazdıklarımı takip eden okurlarım oluyor. Genelde hemen hepsi cesur diye tanımlıyorlar beni. Dilerim öyleyimdir. Ben de kendimi okur gözünden biraz böyle görüyorum açıkçası. Yazarken cesurum ama gerçek hayatımda değilim.

  • Sizi kimler okumalı?

Apolitik insanlar benim yazdıklarımdan keyif almayacaklardır bana göre. Hayatla derdi olanlar okumalı belki de yazdıklarımı. Bir de erkekler okusun istiyorum öykülerimi, öncelikli olarak erkekler okusun diye kadın öyküleri yazıyorum ben çünkü. Birbirimizi daha iyi tanımaya, birbirimize başka yerden bakmaya ihtiyacımız var.

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

İçimde baş edemediğim bir öfke var, onu biraz da olsun dizginlemeyi.

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler? 

Kulaklığım, sigara, kahve, not defterim ve kalemim yeterlidir.

  • Bir eserinizin çıkış hikâyesini anlatır mısınız?

Genellikle erkek okurlarımın çok sevdikleri “Seninki Gibi” bir öyküm var. Bir erkek berberini anlatır. Bir gün bir arkadaşımın eşi geldi yanımıza, yeni saç tıraşı olmuştu. “Çocuk nasıl keseyim abi?” diye sordu, ben de “Seninki Gibi kes dedim.” dedi. Berber çocuk o kadar mutlu olmuş ki buna, saçını falan anlatmaya başlamış. Bu hikâye belki de yazan biri olduğum için beni çok etkilemişti. Görülmeye muhtaç küçücük ayrıntılarmışız gibi hissetmiştim kendimi, özellikle de erkeksin pohpohlarıyla büyüyüp aslında hepimiz gibi sadece basit birer insan olan erkeklerde bu hissi daha fazla duyumsuyorum. Sonra bunun üzerine bolca düşünüp Seninki Gibi’yi yazmıştım.

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Seninki Gibi’deki berber çocukla kahve içmek isterdim fakat benim karakterlerimin benimle kahve içmek isteyeceklerini hiç sanmıyorum.

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Jaguar. En çok sevdiğim yayınevi.

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

Yeni keşifler. Tekrar okumayı sık sık yaparım fakat çalışma amaçlı olduğundan tüm kitabı değil, bölümler üzerinde gezinirim. Zaman çok az ve okunması gereken çok şey var. Keşke tekrar okumalara yetecek kadar ömrüm olsaydı.

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

İkisi de. Klasikleri olduğum yeri görmek ve öğrenmek açısından çok severim. Çağdaş metinlerin iyilerine duyduğum haz ve hayranlık ise başka bir şeyle kıyaslanamaz.

  • Okumak mı, yaşamak mı?

Yaşadıklarımdan ve yaşananlardan beslenerek yazarım fakat okumak olmasa bu tecrübeleri kâğıda olması gerektiği gibi aktaramazdım. Yazan birisi için ikisinden biri olmazsa olmaz.

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Çok az dergi takip ediyorum. Onlarda da kesinlikle matbu.

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Dinlemek. Ben konuşmayı seven biri olsam da çok az insanla konuşurum zaten. Dinlemek, gözlemlemek, anlamaya çalışmak, uydurmak… Çok seviyorum.

  • Dizi mi, film mi?

Bir sinema ve televizyon aşığı olarak kesinlikle ikisi de. Fakat yine de filmler biraz daha ağır basıyor dersem yalan olmaz.

  • Öykü mü, roman mı?

Öykü. Fakat son iki yılda kendimi biraz roman okumaya kaptırıp öykü okumayı arka plana attığım oldu.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir