Doğukan İşler sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı Doğukan İşler yanıtladı.

1988 Antalya doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-TV, Marmara Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Yazarlık ve editörlük mesleğini sürdürüyor. Öykü, şiir ve denemeleri birçok dergide yayımlanan Doğukan İşler çocuklar, gençler ve yetişkinler için yazmaya devam ediyor.

  • Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Okur olmadan yazarın ne anlamı var, desek, kötü mü? O zaman iyi niyetli bir yazar olmalı bu, okuru düşünüyor, gel beraber düşünelim de diyor. Düşünelim, hiç olmadı beraber oynayalım şu oyunu, cümlelerle, kelimelerle. Çünkü bu yazar kelimeleri bile bölüyor, pay ediyor, iyi biri olmalı.

  • Sizi kimler okumalı?

Bunu seçebilme şansım olsaydı da seçmek çok doğru olmazdı, sanırım. Öylesi olsa, zaten yazar ve şu şu şu kişilere okutur geçerdim. Ben, şifreli mektuplar yazdığımı düşünürüm yazarken: Anlayanların az çok anlamadığı, anlamayanların biraz sezebildiği.

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Bunu çok düşündüm: O kadar çok şey ifade ediyor ki ifade etmek zor, imkânsız, hatta gereksiz geliyor bir yerden sonra. Sanırım bir tanımlama yapabilsem, o zaman büyü bozulur, kalırım yazmaksız ortada.

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler?

Kelimeler ve diğer zararlı şeyler.

  • Bir eserinizin çıkış hikâyesini anlatır mısınız?

“Dünya Kiracısı” adlı öyküm kitabım matbaadayken, evaldım. İroni peşimi bırakmaz.

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Sanırım yazdığım her karakterle mutlaka bir kahve içmişimdir. (Hiç olmadı, tek başıma da kahve içiyorum çoğu zaman, sayılmaz mı?)

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Kitaplığıma baktım, sanırım YKY.

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

İkisi de çok önemli, çok öğretici benim için. Hem, tekrar okuduğunuz bir kitapta da yeni keşifler yapmak pek mümkün.

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

Bazı klasikler hâlâ çağdaş, bazı çağdaş dediğimiz metinler de klasik olmaya aday olayım derken kötü taklitte kalmış şeyler olabiliyor. Yine, keskin bir ayrım yapmak çok zor.

  • Okumak mı, yaşamak mı?

Okumak. Çünkü öylesi yaşıyorum.

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Sesli olan şey metin midir? Amacımız “metin” ile muhatap olmaksa, elbette matbu.

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Konuşurken, aslında kendimi dinliyorum, içimdeki sesleri. Her halükarda dinlemek düşüyor payıma.

  • Dizi mi, film mi?

Film. Dizi izleyecek kadar, takip edecek kadar vaktim yok sanki, hissi.

  • Öykü mü, roman mı?

Öykü ama romana karşı da boş değilim, seviyorum sizi edebiyatlar.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir