Semih Öztürk sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı Semih Öztürk yanıtladı.

1989’da Giresun’da doğdu. Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü mezunu. İlk kitabı Önce Dağlar Kar Tutacak, 2018 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görüldü ve aynı yıl Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. Kedisi Palto ile İstanbul’da yaşıyor ve özel bir reklam ajansında metin yazarlığı yapıyor.

  • Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Böyle bir tanım yapmak pek mümkün değil bana kalırsa.

  • Sizi kimler okumalı?

‘‘Okumalı’’ diyemem. Neticede herkesin öncelikleri, kriterleri ve özel beğenileri olabilir. Ama merak duygusunu bir parça önceleyen ve kendi kendine konuşmayı seven insanlar okusa mutlu olurum.

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Tek bir çatı ifadesi olduğunu söyleyemem. Üzerinde çalıştığım her öyküde değişen bir durum bu. Rahatlama alanım, olmazsa olmazım ya da yaşam kaynağım değil. Zaten tek bir ifadeye sahip olmadığı için hayatımın pek çok evresinde kendini belli ediyor. Yazmak, söz konusu yazının başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki mesafenin okur tarafından da yürünmesi ve keşfedilmesiyle tamamlanıyor benim için.

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler?

Sessizlik. Tabii koşullara göre yazı yine devam eder ancak hayal edilen karşılık alınır mı bundan emin değilim.

  • Bir eserinizin çıkış hikayesini anlatır mısınız?

Şuayip’in hikâyesinden kısaca bahsetmek isterim. Şuayip kendi halinde yaşayan sakin bir köpek. Onun sakinliği çevresindeki insanlara da geçiyor zamanla. Yağmur, güneş, kar, fırtına. Ne olursa olsun Şuayip yerinden hiç ayrılmıyor. Öyle ki cüssesine baktığınız zaman yüz yıldır o parkta yaşadığını düşünüyorsunuz. İhsan Yüce’yle de arkadaşlık etmiş Sabahattin Ali’yle de. Kendisiyle hemen hemen her gün merhabalaşıyoruz. Şuayip’in bu duruşu, Telaş Bandosu’nda bir öykü karakteri olmasını sağladı. 

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Bekir Vian. Kahveyi ben ısmarlardım ve trompetüflemeyi öğretmesini rica ederdim.

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Pek çoğu oran olarak birbirine yakın. Fakat ilk sıralarda Metis, YKY ve İletişim geliyor.

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

Birbirini tamamladığını düşündüğüm için sanırım ayıramayacağım. 

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

Klasikler çağdaş metinleri besleyebilir, yol gösterici ya da işaret edici olabilir. Bu nedenle aralarında bir seçim yapmak zor.

  • Okumak mı, yaşamak mı?

Yaşamak.

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Her ikisinin de gerekli olduğunu düşünüyorum. Sonuçta dünya değişirken sesli derginin dinamikleri de ihtiyaç dahilinde karşılığını bulacaktır. Ancak bir başkasının yazdığı metni kendi iç sesimle okumayı tercih ederim her zaman. 

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Bir tercih yapmadan ikisi arasında denge kurmak, derim. 

  • Dizi mi, film mi?

Tiyatro.

  • Öykü mü, roman mı?

Öykü.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir