Şeniz Baş sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı Şeniz Baş yanıtladı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme mezunu. Ama her şeyden önce iyi bir okur! Sonra, kitapçı, editör, yayıncı, yayın yönetmeni, pazarlamacı velhasıl kitapların hizmetkârı. Şimdilerde çocuk kitapları yazarı. Kendisiyle ilgili en gurur duyduğu özellik, yüzlerce kitabın yayıncısı ve editörü olmak! Sevdiği mesleği yapabilmeyi başarmış mutlu azınlıktan. Kelimelerden müteşekkil bir dünyası var ve orada mutlu.

  • Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

İnsanlara ve sorunlarına karşı duyarlı, yaşama karşı heyecanlı diyebilirim sanırım. En azından yazarken hissettiklerim bunlar. 

  • Sizi kimler okumalı?

Kitaplarımın iki ayrı okur kitlesi var. Çocuklar ve yetişkinler. Meraklı, yaşamı anlamaya, neşeyi yakalamaya çalışan çocuklar çocuk kitaplarımı okuyabilirler. Gerçek insanların hayatlarına değmek isteyen romanseverler de Kahraman ve Cellat’ıokuyabilirler. 

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Yazmak benim için paylaşmak demek. Ben bunu gördüm, duydum, yaşadım, öğrendim, böyle bir hikâye oldu tüm bunlar, şimdi birileriyle paylaşmak istiyorum bu hikâyeyi diye hissediyor ve düşünüyorum. 

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler? 

Sessizlik, çay, kahve, not defterleri, kurşun kalem.

  • Bir eserinizin çıkış hikayesini anlatır mısınız?

Kahraman ve Cellat’ın hikâyesi aklımda dönüp duruyordu ama çıkış noktasını yakalayamıyordum. Televizyonda bir haber gördüm; 8-9 yaşlarında bir çocuk babasından çeşitli şiddetler görmüş ve mahkeme çocuğu aileden almış. Çocuk, “Baba, baba!” diye ağlıyor, ayrılmak istemiyordu. O anda kitabın ismi ve çıkış noktası belirdi aklımda. Bazı çocuklar için anne babalarıhem kahraman hem cellattır.

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Şu anda yeni bir roman yazıyorum. Romanın ana karakterlerinden otuzlarında bir erkek var. Benden ve hikâyeden bir sırrını sakladığını hissediyorum. Galiba onunla bir kahve içmek ve onu daha fazla anlamak isterdim. 

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Çok geniş bir yelpazede okuyorum. Neredeyse her yayınevinden kitap alıyorum. Bibliyofil olmaya ramak kaldığını da itiraf etmeliyim. Şimdi kütüphaneye şöyle bir baktım. Metis, Yapı Kredi, Siren, İletişim yoğunlukta gibi gözüküyor.

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

Yeni keşiflere daha meyilliyim. Okunacak çok kitap var, o nedenle nadiren geri dönüyorum. Bir çalışma için gerekliyse ya da erken yaşlarda okuyup anlamadığımı düşünüyorsam tekrar okuyorum.

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

İkisinin de yeri ayrı. Çok okuyan biri olduğum için klasiklerin büyük kısmını okuyup bitirmiş olmanın rahatlığıyla çağdaş metinlerin keşfine zaman ayırabiliyorum.

  • Okumak mı, yaşamak mı?

Yaşamak okumayı da kapsayan bir süreç bana göre. Yine de bu dünyaya bir kere geliyoruz, yaşamak her şeyin önünde herhalde. Hayatın içinde olmak, deneyimlemek, bunlar önemli diye düşünüyorum.

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Matbu dergiyi tercih ederim. Kitap, dergi vb. yayımların farklı formlarını da kullanıyorum. E kitap, sesli kitap dinliyor ve okuyorum. Ama okumanın hazzı benim için eline alıp bir köşede sayfaları çevirmekle gerçekleşiyor. 

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Dinlemek. Bir yazar için en önemli vasıflardan birinin iyi bir dinleyici olmak olduğunu düşünüyorum. İnsanları dikkatle dinlerim, daha iyi anlamak için arada sorular sorarım ama dikkatimi ayırmam.

  • Dizi mi, film mi?

Film tercih ederim. Bir meseleye daha çok odaklandıklarını düşünüyorum.

  • Öykü mü, roman mı?

Ben romancıyım. Geniş bir hikâyenin içinde ilerlemeyi seviyorum. 

  • Sizi kimler okumalı?

Kitaplarımın iki ayrı okur kitlesi var. Çocuklar ve yetişkinler. Meraklı, yaşamı anlamaya, neşeyi yakalamaya çalışan çocuklar çocuk kitaplarımı okuyabilirler. Gerçek insanların hayatlarına değmek isteyen romanseverler de Kahraman ve Cellat’ıokuyabilirler.

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Yazmak benim için paylaşmak demek. Ben bunu gördüm, duydum, yaşadım, öğrendim, böyle bir hikâye oldu tüm bunlar, şimdi birileriyle paylaşmak istiyorum bu hikâyeyi diye hissediyor ve düşünüyorum.

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler? 

Sessizlik, çay, kahve, not defterleri, kurşun kalem.

  • Bir eserinizin çıkış hikayesini anlatır mısınız?

Kahraman ve Cellat’ın hikâyesi aklımda dönüp duruyordu ama çıkış noktasını yakalayamıyordum. Televizyonda bir haber gördüm; 8-9 yaşlarında bir çocuk babasından çeşitli şiddetler görmüş ve mahkeme çocuğu aileden almış. Çocuk, “Baba, baba!” diye ağlıyor, ayrılmak istemiyordu. O anda kitabın ismi ve çıkış noktası belirdi aklımda. Bazı çocuklar için anne babalarıhem kahraman hem cellattır.

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Şu anda yeni bir roman yazıyorum. Romanın ana karakterlerinden otuzlarında bir erkek var. Benden ve hikâyeden bir sırrını sakladığını hissediyorum. Galiba onunla bir kahve içmek ve onu daha fazla anlamak isterdim.

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Çok geniş bir yelpazede okuyorum. Neredeyse her yayınevinden kitap alıyorum. Bibliyofil olmaya ramak kaldığını da itiraf etmeliyim. Şimdi kütüphaneye şöyle bir baktım. Metis, Yapı Kredi, Siren, İletişim yoğunlukta gibi gözüküyor.

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

Yeni keşiflere daha meyilliyim. Okunacak çok kitap var, o nedenle nadiren geri dönüyorum. Bir çalışma için gerekliyse ya da erken yaşlarda okuyup anlamadığımı düşünüyorsam tekrar okuyorum.

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

İkisinin de yeri ayrı. Çok okuyan biri olduğum için klasiklerin büyük kısmını okuyup bitirmiş olmanın rahatlığıyla çağdaş metinlerin keşfine zaman ayırabiliyorum.

  • Okumak mı, yaşamak mı?

Yaşamak okumayı da kapsayan bir süreç bana göre. Yine de bu dünyaya bir kere geliyoruz, yaşamak her şeyin önünde herhalde. Hayatın içinde olmak, deneyimlemek, bunlar önemli diye düşünüyorum.

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Matbu dergiyi tercih ederim. Kitap, dergi vb. yayımların farklı formlarını da kullanıyorum. E kitap, sesli kitap dinliyor ve okuyorum. Ama okumanın hazzı benim için eline alıp bir köşede sayfaları çevirmekle gerçekleşiyor.

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Dinlemek. Bir yazar için en önemli vasıflardan birinin iyi bir dinleyici olmak olduğunu düşünüyorum. İnsanları dikkatle dinlerim, daha iyi anlamak için arada sorular sorarım ama dikkatimi ayırmam.

  • Dizi mi, film mi?

Film tercih ederim. Bir meseleye daha çok odaklandıklarını düşünüyorum.

  • Öykü mü, roman mı?

Ben romancıyım. Geniş bir hikâyenin içinde ilerlemeyi seviyorum. 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir