Bülent Ayyıldız sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı Bülent Ayyıldız yanıtladı. 

Bülent Ayyıldız, 1988, Bulgaristan doğumlu. Hacettepe Üniversitesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. 2017’de yayımlanan Durun Yanlış Anladınız adlı öykü kitabı 3. Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali İlk Kitap Ödülü’ne, 2018 Kayıp Rıhtım anketlerinde yılın en iyi yerli fantastik romanı seçilen Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil ise 2019 GİO Roman Başarı Ödülü’ne layık görüldü. 2019’da ikinci öykü kitabı Gölgesiz Matiz (İthaki Yayınları) ve kurmaca biyografi türünde J.D. Salinger: Nefret ve Sefalet (Gerekli Kitaplar) adlı kitapları yayımlandı. Öyküleriyle 9 Postmodernist Öykü (Vapur Yayınları, 2019), Acâibü’lMahlukat (Ketebe 2018), Seyyahlar ve Kaşifler (2021) adlı kolektif öykü seçkilerine, fikir yazılarıyla Bitmemiş İnşa: Postmodernizm (Ketebe 2020) ve Perdenin Ötesine Bakmak (Çizgi Yayınevi, 2019) adlı kolektif çalışmalara katkıda bulundu. G. K. Chesterton’un Don Kişot’un dönüşü adlı romanını çevirdi.

  • Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Okurlar tabii ki genelleme yapılması imkansız bir grup. Eco “örnek okur”dan bahseder. Bu okur, yazarın yazarken zihninden geçen bir okur türüdür. Yine eklemek lazım, yazarken okuru göz önünde bulundurmak yazarı yanlışla götürür. Fakat yazmak, en nihayetinde bir iletişim aracıdır. Birileri okusun diye matbaaya gider. Bu sebepten yazarın örnek bir okuru canlandırması da normaldir. Böyle bir okurun gözünde, edebiyatın tekniklerine hakim, dili karaktere ve yaratılan atmosfere uyumlu hale getirebilen, janrların sınırlarını esnetebilen bir yazarım. Okuru rahata alıştırmayan, kendisini bazı yerlerde zorlaması gereken bir üslubum var. Bunu fantastik türde yazdığım kitabımda daha net görmüştür okur. Genel kurallarıyla fantastik, aksiyona dayalı bir tür olarak bilinir. Bunu Le Guin gibi rafine hale getirmiş yazarlar da vardır. Ben de fantastik kitabımda, sadece aksiyona ve meraka dayalı bir olay örgüsü kurmaktansa, okuru biraz yavaşlatacak kimlik ve beden üzerine çapraşık bir bağ sundum. Aynı zamanda bölümleri kimin anlattığını çözmek çok kolay değil. Çünkü beden değişiyor, o zaman anlatıcının zihni de değişiyor. Karakter kendini konumlandıramıyor ki okur konumlandırsın.

  • Sizi kimler okumalı?

Beni kurmaca okurken dile, dilin sunduğu imkanlara, dilin içinde gizli kalabilmiş anlamlara dikkat kesilebilen okurlar okumalı. 

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Yazmak hayatı anlamlandırmanın bir çeşidi. Bunun binlerce yolu var. Belki karakterim, belki içinde bulunduğum şartlar, anlamlandırma metodumu kurmaca olarak belirledi. 

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler? 

Zannediyorum böyle bir şey yok. Yazan insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey odaklanabilmek ve kafa rahatlığı. Bazen bir sebep yüzünden sıkışmış hissetmek de yazdırıyor. Örneğin doktora tezimi yazarken sık sık kurmacaya kaçtım. Yine de kafa rahatlığına engel olacak çeşitli şeyler var. Huzurlu bir ortam yazarın tek ihtiyacıdır. 

  • Bir eserinizin çıkış hikayesini anlatır mısınız?

İki tanesini anlatayım. Genelde önceden bir konu belirliyorum. Onun üzerine araştırmalar yapıyorum. Mesela, evliya tahkiyelerini merak etmiştim. Bu formu değiştirerek, güncel bir yorum katmak istemiştim. Bu sebepten Kabalcı’dan çıkan Evliya Tezkirileri’ni baştan sona okudum. “Sonunda Afyonu Patlamamış Kabakçı Selim” çıktı. Bazen de tesadüfi bir olay oluyor. Yakın zamanda kar yağışıyla birlikte evlerine dönen insanlar şehrin göbeğinde mahsur kaldı. Bir arkadaşım böyle bir hadise anlattı bana. Ablası yolda kalmış. Bir köfteciye sığınmış. Bir cenaze aracı da mahsur kalmış. Ben de bu olaydan esinlenerek “Fındık Faresi” adlı öykümü yazdım.

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Kahve içmek istediğim karakterlerim Murat ve Monique. Murat’ın bitmek bilmeyen muhabbeti, daldan dala atlayan konuları, Monique’in zarafeti, kalender meşrepliği ve sanat algısı hoş vakit geçirmemizi sağlar.  

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Hmm, Yapı Kredi Yayınları sanırım.

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

İkisi de. Bir metni tekrar tekrar okuyarak bütün bir ömrü geçirmek zevkli olurdu benim için. Nitekim, gözüm diğer kitaplarda kalırdı.

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

İkisi de. Klasikleri mesleğim icabı da okumalıyım. Kanonları bilmeden ne yaptığınızı da bilmezsiniz. Klasikleri okumanın pratik nedenleri var. Analojiler gibi. Herkesin aşina olduğu karakterler üzerinden edebiyat hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Herkesin alışveriş için ortak bir para birimi belirlemesi gibi bir şey bu. Edebiyat alışverişinde klasikleri bilmek faydalı oluyor. Pragmatik nedenlere dayanmayan başka başka sebepleri de var tabii. Çağdaş metinlerde de klasik eserler var. Bu kitapları keşfetmek zevkli. Bugün okuduğumuz çağdaş bir metin otuz yıl sonrasının klasiği olacak. 

  • Okumak mı, yaşamak mı?

İkisinden de beslenmişimdir, ama okumaya daha yakınım. Hiçbir şey yaşamamak söz konusu değil zaten. On dört on beş yaşına kadar yaşamış biri yazmak için hayata dair yeterli tecrübeler edinmiştir. Bunu ancak okuyarak kâğıda aktarabilir. Beat Kuşağı’nda da yaşamak ön plandadır. Sanırım yazmak için okumaya yaşamaktan daha çok ihtiyaç duyuyorum. 

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Matbu. Sesli kitabı da sevmiyorum. Dil benim için yazılı olandır. Tabii bunun aksini de iddia edebiliriz. Eski kavimler sözlü anlatımı kullanıyordu. Yazmak sonradan dahil oldu. Fakat günümüzde edebiyat bir yazma eylemi. Sadece sözle algıladığım bir cümleyi, yapısını, biçimini, derinliğini anlayamam. 

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Dinlemek. Konuşmayı pek sevmem.

  • Dizi mi, film mi?

Film. Dizi de izlerim ama dizi yapısı gereği uzatmayı seviyor. Bir sonraki bölümü merak ettirmek istiyor. 

  • Öykü mü, roman mı?

Hangi dosya üzerine çalıştığıma göre değişir. Roman yazmaya hazırlanırken roman. Öykü yazmayı hedefliyorsam öykü. Artık metinleri sade bir okur gibi okuyamıyorum. Metnin ardındaki kabloları, yapı malzemesini, imal şeklini düşünerek okuyorum.  

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir