Elif Hümeyra Aydın sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı Elif Hümeyra Aydın yanıtladı.

Elif Hümeyra Aydın 1994 yılında İstanbul’da doğdu. Bahçeşehir Üniversitesi, Psikoloji ve Sinema-Televizyon bölümlerinden mezun oldu. Öyküleri Dergâh ve Sarnıç Öykü dergilerinde yayımlandı. İstanbul’da yaşıyor. Elif Hümeyra Aydın’ın ilk kitabı olan Doğum Lekesi “2019 Sait Faik Hikâye Armağanı” 10 aday kitap arasında gösterilmiştir.

  • Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Tanımlayamam. Gündelik hayatımda bile nasıl bir karakter olarak tanımlandığımdan çoğu kez habersiz biri olarak kendimi okur gözünde bir yere koymam mümkün değil. Ama korktuğum bir şey vardır, bedelini ödemediği şeyler yazan, bana göre samimiyetsiz bir yazar olmaktır bu. Bundan korkarım, bir gün böyle bir şey hissedersem umarım yazıyı bırakacak gücü kendimde bulabilirim.

  • Sizi kimler okumalı?

Metni yazarken veya kurarken belirli bir kitleyi düşünmüyorum aksine farklı insan gruplarına ulaşmayı isterim fakat en çok ergenlik çağlarındaki kızların okuduklarını gördüğümde heyecanlanıyorum.

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Yazı da bütün sanat dalları gibi bir iletişim, dışavurum aracı. Bireysel veya toplumsal ne yazarsan yaz söylemeden edemeyeceğin şeyler vardır, dışavurmazsan patlayacağın. Bence öz olarak bunun çok da ötesinde bir şey değil yazmak.

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler?

İlk başlarda hiçbir koşula bağlı kalmadan yazarken zaman ilerledikçe maalesef bu olmazsa olmazlar listesi uzadı gitti. Bir kısmından kurtuldum ama liste hala sinirimi bozacak kadar uzun. İlki sigara, o olmadan bırakın yazmayı çoğu kez düşünemiyorum bile. Sonra, rahat ve sessiz bir yer, öbür türlü asla odaklanamıyorum. Başlayabilmem için müzik, bu ise tam bir koşullanma.

  • Bir eserinizin çıkış hikayesini anlatır mısınız?

Kitaptaki ikinci öykü ‘Göz Çukuru’ndan bahsetmek isterim. Lisans, Sinema TV 2. sınıftayken Mulvey’in ‘Görsel Haz ve Anlatı Sineması’ isminde beni çok etkilemiş makalesini okumuştum. Bu makaleden benim gibi çok etkilenmiş bir arkadaşımla birlikte eril bakış ve bu bakışın bize ne hissettirdiği üzerine saatlerce konuşurduk. Bir de dönemsel olarak başkalarının bakışının, yorumunun hayatımızı ne kadar etkilediği üzerine çok kafa patlattığım bir zamandı. Ben de ailemle birlikte öyküdeki gibi blokları dip dibe olan bir sitede oturuyorum, o sıralar bir gece mutfağa su içmeye gittiğimde hapşırık tuttu. Dışardan hapşuruğuma cevap gibi bir öksürük sesi geldi. Bu şey epey ilgimi çekmişti. Bir kere de ben öksürdüm. Yine aynı cevap. Dışarı baktığımda kimseyi göremesem de ertesi günü ev halkına sorduğumda herkesin bu gece öksürüklerden haberdar olduğunu öğrendim. Yeni bir olay değilmiş meğerse. Bu dikizci amca, üzerine arkadaşımla uzun saatler konuştuklarımız ve çok eskiden beri yazmak istediğim Kübra karakteri aniden kafamda birleşti. En hızlı kurduğum, yazdığım öykü de bu öykü oldu.

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Şu sıralar yazdığım karakter Gülümser’le. Devamlı düşüncemde o var ama fiziksel olarak karşımda görmek farklı olurdu tabii. Muhtemelen hiç konuşmadan bakışlarımızla birbirimizi deler geçerdik.

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Kütüphaneme baktım tekrar; YKY, İletişim, Metis

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

Yeni keşifler

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

Okumalarım genelde çağdaş metin ağırlıklıdır fakat şu sıralar klasiklere dönüşyaptığım için eşit bir ayar tutturdum.

  • 10. Okumak mı, yaşamak mı?

Yaşamak

  • 11. Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Sesli dergi, kitap, hepsine çok çabuk adapte oldum. Dinlemek çok daha uzun saatler

konsantrasyonumu metinlerde tutabildiği için mümkünse sesli olanı tercih ediyorum.

  • 12. Konuşmak mı, dinlemek mi?

Dinlemek.

  • 13. Dizi mi, film mi?

Film

  • 14. Öykü mü, roman mı?

Roman

 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir