Mizgin Bulut sorularımızı yanıtladı

Öykücü Hümeyra Dutar’ın Ze Dergi için yaptığı soruşturmayı Mizgin Bulut yanıtladı:

  • Bir okur gözünden kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Kendini tanımlamak ve tanıtmaktan pek hoşlanmayan biri olarak… 🙂
Buna biraz, yalnız okurun değil bir şekilde hayatımın içinde olan herkesin görüşüne gölge düşürmemek için geride durmak da denebilir. 

  • Sizi kimler okumalı?

Yazarken belli bir derdi olan, ortak bir hikâyeden gelen ya da aynı dünya görüşüne sahip kişilerden oluşan bir kesime, bir topluluğa yazmak gibi bir gayem olmadı. Herhangi bir kitleyi hedefe almadığım için de buna bir yanıtım yok. Yazdıklarımı herkes okuyabilir. 

  • Sizin için yazmak ne ifade ediyor?

Okumayı seviyorum ancak bir şeyi hakkıyla anlamak için her zaman yazmaktan yana oldum. Hâlâ öğrencilik serüveni devam eden biri olarak bir şeyi anlamanın yolu benim için hep yazmaktan geçiyor. Hayatın içinde de anlamak ve düşünmek üzere bize düşen görev hiç bitmiyor, tüm o süreçleri de yazarak aşabiliyorum. Anlamanın bir yolu diyebiliriz. 

  • Yazarken olmazsa olmazlarınız neler? 

Yazmayı çok güç bir hâle getirmemek için rutinlerden, olmazsa olmazlardan kaçtım hep. Ancak süreç başladığında kendiliğinden gelişen ve engelleyemediğimiz alışkınlıklar beliriverebiliyor. Olmadığında çok net bir şekilde yazmamı aksatan bir şey yok, ancak o ilk cümleyi ve kaba taslak ilk hâli her zaman kağıt üzerinde kurmam gerekiyor. Değiştiremediğim bir alışkanlık olarak bunu söyleyebilirim. 

  • Bir eserinizin çıkış hikayesini anlatır mısınız?

Yokuş Aksanı’ nda  bulunan Ferasetli Kuş tam olarak öyküdeki gibi hayatıma rüya ile girdi. Rüyamda görüp araştırdığım bu kuş üzerine yazmayı çok istedim. Böylelikle diğerlerinden farklı bir çıkış noktası oldu. İşin içinde bir kuş ve rüya olunca dili de diğer öykülerden biraz farklı kullanmak gerekti. 
Aynı zamanda Yokuş Aksanı’nı yayınevine ilettiğim ilk hâlinde kitabın adının da Ferasetli Kuş olmasını talep etmiştim ama daha sonra kitabın bütününe hitap eden bir ad olması daha uygun olur diye düşünerek Yokuş Aksanı’na karar verdik. 

  • Bir karakterinizle kahve içme ihtimaliniz olsa hangisi olurdu?

Meftune olsun isterdim. Toplum baskısından bunalmış ama çabayı hiçbir zaman elden bırakmayan iki kadının konuşacağı çok şey vardır. 

  • En çok okuduğunuz yayınevi hangisi?

Bu soruyla birlikte dönüp kitaplığımı yokladım, hem okunmuş hem de okunacaklar arasında Metis ve YKYdiğerlerinden biraz önde görünüyor. 

  • Tekrar tekrar okumak mı, yeni keşifler mi?

Her ikisi de çünkü hem yeni olanı hem de eski olanı yeniden keşfetmeyi seviyorum. 

  • Klasikler mi, çağdaş metinler mi?

Okuduğum, okuyacağım ya da yeniden okuyacağım birçok klasik var ancak ağırlıklı okumalarımın çağdaş metinlerden oluştuğunu söyleyebilirim. 

  • Okumak mı, yaşamak mı?

Yaşamın ve yaşantıların kendiliğinden gelişimi karşısında tercihim okumak olur      çünkü yaşamak doğal gelişen bir süreç ve tecrübeye dönüşebilmesi daha mümkün. Bu anlamda bir seçenek sayılmaz ancak okumak ve okuyarak yaşamı değiştirmek bir terciolabilir. 

  • Sesli dergi mi, matbu dergi mi?

Görsel anlamda edindiğim alışkanlık ve dokunamadığımda hissettiğim eksiklikle alakalı olarak ben matbu dergileri tercih ediyorum. Ancak insanlara farklı kanallardan ulaşmak için ikisinin de kullanılmasını anlamlı buluyorum.

  • Konuşmak mı, dinlemek mi?

Dinlemek. 

  • Dizi mi, film mi?

Film.

  • Öykü mü, roman mı?

Öykü. 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir