Arzu Uçar ve Dış Kapının Delileri / Gülşen Çelik

       Dünya tatlısı iki öykü kitabından söz edeceğim size. İthaki Yayınlarında basımı gerçekleşen; editörlüğünü Devrim Horlu’nun yaptığı her iki eseri okumak, güzel bir deneyim oldu benim için. İlki Dış Kapının Mandalı ile 2015 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne layık görülen mis gibi, dokuz öyküden oluşan bir kitap. Öyküler, gerçekliğin kıpırdattığı insanlarla dolu. Yazarın ruhsal ve fiziksel betimlemeleriyle kahramanları, soluğunuzun ucundaymış gibi hissediyorsunuz. Sanki ansızın omzuma bir el dokunacak, karşımda Perihan’ın dalgın gözbebeklerini seveceğim; Eda’nın ise uzun, dalgalı saçlarını buluvereceğim gibi. Ahmet’ in iç sıkıntısı yakalayıp bırakmayacak kolumdan belki.

         Sakin Ege şehirlerinin, sıradan insan portreleriyle tanışıyorsunuz öykülerde. Uşak doğumlu Arzu Uçar, tüm adımlarında bizi bu bölgenin insan sokaklarında bir öğleden sonra yürüyüşüne çıkarıyor. Bir sobanın başında, oturup tarhana çorbası içiyorsunuz sonra. Başka bir hüzünlü evde peksimet yiyorsunuz ev sahipleriyle.  Banaz Çayı’nda, içinizde taşıdığınız, taş gibi bir can sıkıntısıyla balık tutuyorsunuz hem de bir kova dolusu. Kızgın, küsmüş, alınmış insanların kahvesini içip; neşesini, umudunu ve kalbindeki arzusunu canlı tutan insanların çiçekli bahçelerinde geziyorsunuz. Manisa’nın üzüm bahçelerindeki hayat telaşesinin tam ortasındaymış gibi duran “yalnız” insanlarıyla hasbihal ediyorsunuz.

         İzmir’in eskiyen sokaklarındaki yılları kucaklayan konaklarında; sofalarının yalnızlığını soluyorsunuz. Perihan’ın gözlerinin altındaki morluk, Eda’nın sırtındaki ben oluyorsunuz.

            Küçücük, sıcacık öyküler… Genç bir yazarın ilk demlenişleri…  Durum hikayeciliğinin “sezdirme” tekniğiyle yeniden yeniden yazıyorsunuz zihninizde öyküleri. Dış kapının mandalı çıkıveriyor birden karşınıza. 

            Bir Küçük Delilik’te küçük küçük delirmeler…  Sıradan insanların hayatlarından minik kesitler. Minik kesitler diyorum ancak bu kitapta Dış Kapının Mandalı’ndan farklı olarak kesit hikayeciliğiyle olay hikayeciliğinin birleştirildiğini görüyoruz. On bir hikayedeki her bir kahramanın hayatlarındaki çarpıcı ya da acı değişimler. Yahut sıradan ama toplum içindeki sıradanlığını yitirmelerin ilk farkındalıkları… Ödüllü, ilk kitabındaki sıcak, sıradan insanların yerini; aklında deli saçmaları dolu, hata yaparak öğrenen kahramanlarla yüzleşiyorsunuz. Bu anlamda ikinci kitabında bambaşka bir Arzu Uçar ile karşılaşıyorsunuz. Bir Küçük Delilik’le Arzu Uçar; toplumdaki aksaklıklar, kanayan yaralarımız, her gün ağladıklarımız, fırsatçılık, hayvan hakları ve düşünce özgürlüğü gibi konulara değinmiş. Kısacası sevgili Arzu Uçar’ı, Dış Kapının Mandalı ile bireysel; Bir Küçük Delilik ile ise toplumcu duruşuyla nitelendirebiliriz. 

            Dokuz öyküden en tatlısı “Bir Küçük Delilik” olmalı. Zira, Arzu Uçar deyince aklıma kitabı başlatan bu sıcak hikaye gelecek.

                İlk kitabındaki sıcak çorbalar, ikinci kitabında yerini soğumuş çaylara bırakıyor. Yazarın kalemindeki etkileyiciliğin arttığını görüyorsunuz Bir Küçük Delilik’te.

                 Sevgili Arzu Uçar’ın üçüncü kitabının merakla beklenilesi olduğunu belirtir, yazarımıza yol açıklığı dilerim…

Gülşen Çelik

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkında yorum “Arzu Uçar ve Dış Kapının Delileri / Gülşen Çelik”