Mehmet Rauf’un Eylül’ü / Suay Arsev

Bir ayı seçelim ve onu mevsimler içerisine ekleyelim, deseler. Hiç düşünmeden Eylül ayını seçerdim. Eylül sararmış rengiyle, güneşi örten bulutlarıyla, salçaların yaydığı ekşi kokusuyla, Üzüm bağlarının salkımlarıyla, havanın akşamüstü serinlemesiyle, içimi sızlatan titreyişiyle…Vedalara açık olan bir aydır Eylül…

Sonbahara adım attığımız bugünlerde Eylül romanı üzerinde yapmış olduğum çalışmamı takdir ederseniz sizlerle paylaşmak isterim. Eylül, Türk edebiyatının önemli romanlarından biri olmuştur. 1900’da eser Servet-i Fünun’da tefrika edilmiştir. Mehmet Rauf tarafından kaleme alınan roman hakkında düşüncelerimi paylaşmadan önce sizlere Mehmet Rauf’tan bahsetmek isterim. 

Mehmet Rauf 1874’te İstanbul’da doğmuştur. Hikâye ve roman denemelerine çok küçük yaşlarda başlamıştır. O yıllarda Halit Ziya İzmir’de Hizmet adlı gazeteyi çıkarmaktadır. Mektuplaşma yoluyla Halit Ziya ile arkadaş olmuştur. Eserlerini ilk kez Hizmet’te yayımlamıştır. Halit Ziya İstanbul’a geldiğinde Servet’i Fünun topluluğuna Katılmıştır. Mehmet Rauf Halit Ziya aracılığı ile bu topluluğa dahil olmuştur Yazarımız Servet-i Fünun topluluğu dağılmasından sonra denizcilik göreviyle meşgul olmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar bazı gazetelerin yazı işlerinde çalışarak, zaman zaman da edebiyat, magazin ve kadın dergileri çıkararak hayatını kazanmaya çalıştı. İstanbul’da hayatını kaybetti. Mehmet Rauf hikâye ve romanlarında Halit Ziya’nın etkisinde kalmış, onun dil ve anlatımı, plan ve tekniğinden yararlanmıştır. 

Mehmet Rauf Eylül’de çıktığı yüksekliğe başka hiçbir romanında ne yazık ki ulaşamamıştır. Eylül Türk edebiyatında psikolojik roman türünün ilk büyük başarılı örneği kabul edilmiştir. Eylül romanı birçok edebiyat tarihçisi tarafından hareketsiz ve monoton kabul edilmiştir. Mehmet Rauf bir aşk romancısı olarak görülür. Eylül’de saf ve katıksız bir aşk temasını görmekteyiz. Eylülromanın ilk psikolojik roman olmasındaki en büyük detay diğer romancılar gibi gerçeklerden bahsetmekle kalmamış, kahramanlarını iç gerçekliğine (psikolojik yapı ve yönelimlerine) değinmiştir. Eylül romanı döneminin başlıca temalarından biri olan yasak aşk teması işlenmiştir. Olay karı-koca-aşık üçgeni arasında geçer. Eylül romanında başkarakterler Süreyya, eşi Suat ve Suat’a aşkından dolayı acı çeken Necip’tir. Yazar kişileri roman boyunca tanıtırken ve olayı geliştirirken Suat ve Necip’in trajik çatışmalarına yer vermiş. Ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Romanda toplumsal konuların ihmal edildiği gözlemlenmektedir. Romanda Süreyya tip niteliğinden çıkamamıştır. Silik bir karakter olmuştur. Yanı başında ortaya çıkan aşkı anlayamamıştır. Suat romanda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Deneyimsiz, dünyayı pek tanımayan, yaşamını kocasının isteklerine göre belirleyen bir kadındır. Dönemine göre çok modern, Klasik Batı müziğine hayran, piyona çalan bir kadındır. Romanın gelişiminde aşkın ortaya çıkışında müziğinde etkisi görülmektedir. Necip romanın başında Beyoğlu’nda gece yaşamına dalmış, çapkın, kültürlü, Klasik Batı Müziğini iyi bilen, hayattan zevk almayı bilen bir delikanlıdır. Fırtınalı dağınık yaşamından bıkmış, Süreyya’nın evine gelip gittikçe aile hayatına özenmeye başlamıştır. Böylece onun için evlenilecek ideal kadın Suat dikkatini çekmeye başlar. Ona derin duygular hisseder. Vakıası yok denecek kadar az olan bu roman ilkbaharda başlar. İlkbahar mevsimiyle Suat ve Necip arasındaki aşk yeşerir. Yaz mevsiminde aralarındaki aşk zirveye ulaşır. Eylül’de hazin sonla aralarındaki aşk sona erer. Dönemin dil ve anlatımına baktığımızda daha sade ve açık bir üslupla yazılmıştır.

Eylül romanı, edebiyatımızın dikkate değer bir eseridir. Bu eserin yazıldığı dönemin özellikleri dikkate alınarak okunmasını tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir